All Posts in Category: Genel

Lazerle Varis Tedavisi

Varis üzerinde yapılan tedaviler son 10 yıl içinde çok gelişmiştir. Konvansiyonel açık varis ameliyatları  genel anestezi altında yapılan variköz damarların cerrahi olarak çıkarılmasını öngören  bu ameliyatların  sonrası da oldukça  ağrılı ve kişiyi işinden gücünden alan bir yaklaşım içeriyordu.

İşlem sonrası  uzun süre çorap kullanımı, çıkarılan damar bölgesinden nadirende olsa  akciğere pıhtı atması gibi riskler nedeniyle terk edilme aşamasına gelmiştir. Burada sizlere kısa süre içinde işinize gücünüze dönmeyi sağlayan etkili bir yöntem olan Laser klavuzlu damar içi varis tedavisinden söz edeceğim;

Varis çeşitleri

  1. Spider anjiomları ve telenjiektaziler: Örümcek ağını veya yıldızı andıran, ciltte yüzeyel yerleşim gösteren, 1 mm veya daha az çaptaki varislerdir. Elle hissedilmezler.
  2. Retiküler varisler:Ciltten hafif kabarık, çapları 4 mm’ den küçük olan mavi, mor renkli, elle hafifçe hissedilebilen varislerdir
  3. Yüzeysel ana varisler:Elle ve gözle kolayca fark edilebilen, 4 mm’den büyük çaplı, cilt altında seyreden varislerdir.
  4. Büyük Toplar Damar Varisleri: Büyük ve küçük safen venleri denilen büyük toplar damarların seyirleri boyunca görülen büyük, geniş kıvrımlar oluşturan ve damarın kendine ait yeşilimsi renginin yansımasının görüldüğü varislerdir.

Bu varis çeşitlerinden 4. gruptaki büyük toplar damar varisleri açık konvansiyonel varis ameliyatının yerine LASER KLAVUZLU DAMAR İÇİ VARİS TEDAVİSİ ile tedavi etmek mümkündür, bu sayede laser klavuzlu damar içi varis tedavisi steril girişim ortamının bulunduğu poliklinik şartlarında veya ameliyathanede yapılabilmektedir.

Yöntemin en büyük üstünlüklerinden biri, genel veya büyük bir rejyonel (bölgesel) anesteziyi gerektirmemesidir;  Doppler ultrason görüntüleme altında tedavi edilecek venlere özel laser klavuzlu kateter yerleştirilmekte ve ultrasound eşliğinde küçük bir iğneyle kimyasal ajan kullanarak  variköz  (işlevsel olmayan) damarları kapatmak için kullanılmaktadır.

Laser klavuz kateterin damar içindeki seyri hakkında cerraha çok önemli bilgiler verir  ve bu durum ultrason ile de çift doğrulama yaparak operasyonun başarısını artıran bir etmendir,   Üstelik 1 gün sonrası çorap dahi giymesine gerek yoktur.

Anestezi almadığı gibi, ağrı duymaz. Herhangi bir iz bırakmaz.  İşlemden hemen sonra hasta ayağa kalkabilir, yürüyebilir gündelik yaşantısına hızlıca kavuşabilir. Her yaş grubunda güvenle uygulanabilen hasta açısından yüksek konforlu bir işlemdir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku

Selülit Tedavisi

Selülit, deri altında bulunan yağ hücre gruplarının anormal birikmesi ve bunun sonucunda bazı alanlarda kan dolaşımının bozulması ile oluşur. Bu sorunun arttığı alanlarda zamanla yağ, hücre grupları arasında topaklanarak deride çöküntü ve portakal kabuğu görünümünü andıran bir yapıya dönüşür. Kadınların neredeyse %80’inin yaşadığı bir problem olan selülitin, genetik, hormonal ya da hareketsiz yaşam gibi pek çok farklı nedeni vardır. Şişmanlama ile hiçbir alakası yoktur, zayıf kişilerde de görülebilir. Daha çok kalça, karın, baldır, üst bacak bölgelerinde görülen selüliti yok etmek için bazen doğal yöntemler ve yaşam stilini değiştirmek yeterli olabilir. Ancak bazı vakalarda ve selülitin nodüle dönüştüğü durumlarda tıbbi tedavi gerekebilir. Bunun dışında evlerinizde selülit kürleri hazırlayarak selülitten kurtulabilirsiniz.

Portakal kabuğunu andıran kötü görünümlü selülit, deri altı yağ dokusundaki bölgesel metabolik bozukluktur. Kan ve dolaşım bozukluklarına bağlı olarak da gelişmektedir. Çöküntü yani çukurcuklarla belirgin olan selülit, bazı durumlarda varislerle birlikte de görülebilir ve bu durumda deride ince ve kalın kılcal damar çatlamalarına da rastlanabilir. Selülit oluşumunda östrojen hormonu oldukça etkili olduğu için selülit, daha çok kadınlarda görülür. Hamilelik ve menapoz döneminde ise selülitlerde artışa rastlanabilir. Başlangıçta daha yumuşak olan yumrular, ileri dönemde daha sert ve nodüler bir hal alır.

Selülit neden olur?

Selülitin asıl nedeni cildin alt katmanındaki yağ birikimi olmakla birlikte bu yağ birikiminin miktarı yani selülitin derecesi genellikle genetik faktörlerle, vücut yağ yüzdesi ve yaşla ilişkilidir. Cilt kalınlığı da ciddi anlamda selülit görünümünü etkiler.

Kadınlardaki yağ dağılımının erkeklere nazaran daha belirgin olması ve östrojen hormonu kadınlarda selülit oluşumunun erkeklerden daha fazla olmasının asıl nedenidir. Yaş ilerlemesine bağlı olarak cildin incelmesi ve elastikiyetini kaybetmesi sonrasında deri altındaki kıvrımlı bağ dokuları da açığa çıkar.

Selülit çeşitleri

  1. Tip selülit

Selülitin başlangıç evresinde görülen 1.tip selülit, genellikle kilo problemi olan kadınlarda görülür. Bu durumda elle selülitli bölge sıkıştırıldığında ciltte yumrular ortaya çıkar. Başlangıç evresinde olduğu için bu selülitin tedavisi diğerlerine nazaran daha kolaydır ve diyetle bile sonuç almak mümkündür.

  1. Tip selülit

Varislerle birlikte seyreden 2. Tip selülit, stres ve hormonal dengesizliklerin tetiklediği ve kadınlarda yoğun olarak görülen bir selülit çeşididir. Selülitin bu türünde bacaklardaki kılcal damarlar belirgin bir şekilde görülür.  Düzenli ve dengeli beslenme, yürüyüş, bisiklet gibi sporlar yada Jobs yardımıyla 2. tip selülitler tedavi edilebilir.

  1. Tip selülit

Erken dönemdeki yumuşak dokunun ilerleyen süreçte nodülleşmesi ve daha sert bir hal alması şeklinde ortaya çıkan 3.tip selülit, fazla kilolu olmayan, hareketli kadınlarda bile görülebilir. Bu tip selülite sahip kadınların mutlaka derilerini ve kaslarını güçlendirecek egzersiz hareketleri yapmaları gerekir.

Günümüzde; selülit tedavisinde girişimsel olmayan masaj, radyofrekans, lazer ve ışık temelli tedaviler; liposuction, pnömotik lenf drenaj (Jopps), mezoterapi ve subsizyon gibi girişimsel tedaviler ve topikal kremler ve karboksiterapi gibi diğer tedavi yöntemleri mevcuttur.

Devamını Oku

Lenf Ödem Nedir?

Lenf dolaşım sistemi kan dolaşımına benzer bir dolaşım sistemidir. , lenf kanalları üzerindeki dolaşım aktif ve pasif eklem hareketleri   kas hareketleri, Lenfanjiomotorik aktivite ve solunumla sağlanır. Lenfatik sistem; bağışıklık sistemiyle beraber çalışarak, vücut savunmasında koruyucu filtre görevi gören bir sistem olarak tanımlanır ve dolayısı ile  Vücutta bağışıklık sisteminde ve sindirim sisteminden yağların emilmesinde ve taşınmasında çok önemli rol oynar.

Lenf ödem vücutta lenf dolaşımındaki bozukluğa bağlı olarak proteinden zengin   Lenf sıvısının çeşitli nedenlerle vücutta anormal birikmesine bağlı olarak yoğun olarak kol ve bacaklarda olmak üzere yüz, boyun, karında, dış genital bölgede oluşan şişmeye “lenfödem” denir.

Lenf ödem neden olur?

Lenfatik drenajdaki bozulma nedeni primer (birincil) ya da sekonder (ikincil) olabilir.

Primer lenfödem; doğuştan (doğumdan ilk yaşa kadar), prekoks (1-35 yaş) ve tarda (35 yaş ve sonrasında) olmak üzere üçe ayrılır ve en sık görülen formu prekokstur.[23] Primer lenfödem en sık kadınlarda ve menstrüasyonun başladığı puberte döneminde görülür. Bu hastalarda en küçük bir travma sonucu oluşan doku sıvısı anormal lenfatikler nedeniyle uzaklaştırılamaz.[4] Primer lenfödemde lenfatik anormallik aplastik, hipoplastik ya da hiperplastik olabilir. En sık distal hipoplasti şeklinde görülür, semptomlar sıklıkla iki taraflı ve diz altındadır.

Sekonder lenf ödem;

Edinsel nedenlerle lenfatik akımın azalması sonucunda meydana gelen lenfödem ise sekonder lenfödemdir. Travma, tekrarlayan enfeksiyon (selülit, lenfanjit ve parazit hastalıkları), cerrahi girişimler, metastatik malign hastalıklar, venöz yetmezlikler,  bazı sendromlar (örneğin Klippel-Trenaunay sendromu), radyoterapi ve lenfanjiyosarkom sekonder lenfödem nedenleri arasında sayılabilir. Cerrahi girişimler sonrasında (radikal mastektomi, kolon cerrahisi, ven cerrahisi, femoro-popliteal bypass cerrahisi v.s) lenfödem gelişebilir. Bazı çalışmalarda venöz cerrahi sırasında hastaların %60 tan fazlasında lenfatik sistem zarar görmektedir.

Lenfödem Belirtileri, Tanısı ve Evreleme

Yüz, boyun, kollar, bacaklar, karın da oluşan lenfödemin belirtileri şunlardır:

  • Belli bölgelerde şişkinlik
  • Şişkinliğin olduğu bölgelerdeki eklemlerde hareket kısıtlılığı
  • Kol altı, kasık bölgelerinde ve sert olan yerlerde ağrı
  • Ciltte gerginlik hissi ve sertlik
  • Ağırlık dolgunluk hissi
  • Görsel bakımından deformasyon, asimetri
  • Rahatsızlık hissi
  • Tekrarlayan ataklarla enfeksiyonlar
  • Lenfödem, ilerlemiş ve tedavi edilmemiş durumlarda ciltte kalınlaşma, kol ya da bacakta sertleşme ileri derecede ve şişmeye (elefantiyazis) neden olabilir.
  • İleri safhalarda cilt üzerinden şeffaf akıntı
  • Toplumun yaklaşık %1 i bu hastalıktan etkilenmektedir.

Lenfödem hastalığının tanısında, hasta öyküsü oldukça önemlidir. Lenfödem şüphesinde öncelikle genetik geçmiş, hastada travma, enfeksiyon veya memeye cerrahi müdahale olup olmadığı araştırılır.

Genellikle kol ve bacakta şişmelere yol açan lenfödem hastalığının net tanısı ultrason görüntülemesiyle konulabilir. Non invasive olması nedeniyle hekimler tarafından sıklıkla kullanılmakla beraber diğer yöntemlerden de yararlanılabilir. (lenfografi, lenf sintigrafisi vb. )

  • Tedavi
  • Lenf ödem  tedavi yöntemleri aşağı belirtildiği gibidir; bunlar
  • Kompressif Bandajlama
  • Tedavi Edici Eksersizler
  • Cilt Bakımı

İntermitan Pnömatik Kompresyon Tedavisi (IPC, Jobs)

Dirençli vakalarda low level laser therapy (LLLT)

Bu hastalığın seyri ve tedavisinde hasta nın bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi çok önemlidir, Hasta Eğitiminde ön plana çıkan yöntemler de aşağıdaki gibidir.

  • Basit lenfatik drenaj (hastanın kendi kendine yapacağı drenaj masajı)
  • Ekstremite egzersizleri
  • Ekstremite elevasyonu
  • Kompresyon giysileri kullanımı
  • Pneumatic Compressive Device (PCD)
Devamını Oku

Varis Tedavisinde Lazer, Radyofrekans Ve Zamk Yöntemi

Yakın zamana kadar varis tedavisinde klasik cerrahi yöntem uygulanmaktaydı. Ancak bu yöntemde iyileşme süreci daha uzun sürmekteydi. Ancak lazer,  radyofrekans ve zamk uygulamalarından sonra, kişi normal yaşantısına kesintisiz dönebilmektedir.

Lazer ve radyofrekans, iki farklı şekilde uygulanır.

  1. Cilt üzerinden kılcal varislere lazer ve radyofrekans ile lokal uygulama yapılır. Derin ısı etkisi ile kılcal varisler, ısıtılan bir naylon veya plastik gibi büzüşür ve yok olur.
  2. Lazer, radyofrekans veya zamk uzun kateter kullanılarak iç varise uygulanır. Diğer varisler de dikkate alındığında skleroterapi denilen ilaç ve köpük tedavisi ile birlikte daha iyi sonuç alınır.  İç varis uygulamasında, diz ile kasık arasına lokal anestezi sağlayacak solüsyon enjekte edilir.  Takiben ultrasonografi eşliğinde diz seviyesinde, iğne ve kateter yerleştirilir. Kateter ile lazer, radyofrekans veya zamk uygulanır. Skleroterapi, lazer veya radyofrekans ile damar duvarının yapışması sağlanır. Etkinliği artırmak için bandaj sarılır yada varis çorabı giydirilir.  Herhangi bir kesi yapılmaz.

Damar içi lazer, radyofrekans, zamk ve skleroterapi ( ilaç – köpük ) uygulamasının varis ameliyatına üstünlüğü,

  • Damar içine uygulanan lazer, radyofrekans, zamk ve ilaç- köpük işlemi ameliyat değildir. Hasta genel anestezi almaz.
  • Lokal anestezi ile uyuşma sağlanır ve bu nedenle muayenehane şartlarında yapılabilir.
  • Damar içi lazer, radyofrekans , zamk ve ilaç-köpük uygulamaları ameliyata göre çok daha kısa sürer.
  • Damar içine uygulamalarda;  varis tedavisinin başarı oranı %95’in üzerindedir.
  • Damar içine uygulamalarda; cerrahi kesi olmaz, varis tedavisinin sonrasında ameliyat izi olmaz.
  • Damar içi uygulama ile yapılan varis tedavisinden sonra hasta yürüyerek evine dönebilir.

Damar içi lazer, radyofrekans ve zamk uygulamalarını daha çok iç varise neden olan ve safen ven olarak adlandırdığımız büyük damara yapıyoruz. Safen ven olarak adlandırdığımız damar, koroner bypass ameliyatlarında greft damar olarak kullanılır. Gelecekte yaşayabilecğiniz bir koroner bypass ameliyatı için bir yedektir, deyim yerindeyse bir stepnedir. Bu nedenle çok zorunlu olmadıkça safen ven dediğimiz damara müdahale etmeyiz. Müdahale ettiğimiz olgularda da diz altı seviyeyi korumaya çalışırız. Zira gelecekte, kalbiniz içn bu damara ihtiyacınız olabilir.

Devamını Oku

Varis Çorabı

Varis çorabı günümüzde toplardamar hastalıklarında hala kullanılmakta belirgin olmamakla beraber tedaviye yardımcı  olmaktadır. Tedavi edici olmayan varis çorapları hastalıkların ilerlemesini önleme özelliği vardır . örneğin geçirilmiş toplardamar tıkanıklığına bağlı damar yetmezliğinde varis çorabı kullanımı hastalarda ileri derecede ülserasyon veya damar tıkanıklığının tekrarlamasını önleyecektir. Aynı zamanda varisi olan hastanın çorap kullanması halinde varisin derecesinin ilerlemesi durduğu gibi varise bağlı ağrılarında çorap giyildiği dönem içinde azalacağı bilinmektedir.

Varis çorabı çeşitleri ve  tedavisi

Elastik kompresyon çorapları:  derin venöz yetmezliğin tedavisinde  temel bir yer tutmaktadır. Yakınması  az olan veya cerrahi  riski yüksek  olan bireylere  elastik kompresyon çorabı önerilir.  Değişik seviyelerde ve değişik basınçlarda bulunmaktadır. Varis çorapları basınçlarına göre beş sınıfa ayrılmaktadır.

  • Sınıf A: 10-14 mmHg (çok az basınç),
  • sınıf I: 15-21 mmHg  (hafif  basınç),
  • sınıf II: 25-32 mmHg  (orta basınç),
  • sınıf III: 34-46 mmHg (güçlü  basınç)
  •  sınıf IV: >49 mmHg  (çok güçlü  basınçtır).

 

Her hasta için uygun çorap seçilmelidir. Hafif düzeyde veya daha yüksek düzeyde basınç uygulayan çoraplar tedavi edici özelliktedir. Cilt lezyonu bulunan hastalarda, kompresyon çorabı lezyonlar düzeldikten sonra verilmelidir. Kompresyon çorabı önerilen her olguda arteriyel yetmezlik olasılığı mutlaka araştırılmalıdır. Çorap venlerin en boş olduğu aşamada

giyilmelidir. Sabah yataktan kalktıktan sonra giyilen kompresyon çorabı en etkilidir. Özellikle

hasta yatağa yatmalı ve bacağını 5-10 dakika yukarı kaldırmalıdır. Gün içinde varis çorabı ile dolaşmalıdır.

Çorap (kompresyon)  tedavisi:

  • Arteriyel yetmezlik veya ciddi konjestif kalp yetmezliği varsa kontrendikedir.
  • Elastik kompresyon çorapları kronik venöz hastalığının septomatik tedavisinde ve hastalığın progresyonunun yavaşlatılması amacıyla önerilir
  • Venöz ülserli hastalarda bilek seviyesinde 40 mmHg basınç oluşturan yüksek basınçlı çoraplar kullanılmalıdır
  • Cerrahi, endovenöz ablasyon ve skleroterapi sonrası kullanılmalıdır
  • Standart tedavinin başarılı olmadığı veya uygulanamayan C3-6 hastalarda intermittan pnömatik kompresyon kullanılabilir

Varisi olan hastalar mı varis çorabı kullanmalı ?
Varis çorabı sadece ülserasyonu olan varsi olan venöz yetmezlikli hastalarda da değil uzun süre ayakta kalan ve işi gereği sabit kalmak zorunda olan (berber, öğretmen , kalp damar cerrahı) mesleklerinde düşük basınç oranlı varis çorabı endike olmaktadır. Ne kadar venöz yetmezlik olmasada oluşabilecek bir venöz yetmezliği engellemektedir. Aynı zamanda ayakta sabit kalmak zorunda olan kişi ve meslek gruplarının günlük bacak ağrısı ve yorgunluğunu ortadan kaldırmaktadır. Bazı gelişmiş ülkelerde iş sağlığı ve güvenliği birimleri tarafında çalışan işçilerin çalışma koşullarına göre varis çorabı kullanımı zorunlu hale gertirilmiş olup varis çorabının temini işveren tarafından karşılanmaktadır.

 

En ideal varis çorabı nasıl olmalıdır

Varis çorabı denince bacağı sıkan ve giymeside çıkarmasıda güç olan çorap türleri akla gelmektedir. Ayrıca yazın terleten hatta alerjik rahatsızlıklar yaratabilmektedir. Bu tip komplikasyonlu çoraplar tamamen yanlış verilmiş kişiye uygun olmayan çoraplardır

Peki ideal çorap nasıl olmalı;

  • Kolay giyilip kolay çıkarılmalı
  • Üst lastik kısmı sıkmamalı
  • Alerjik bünyeli olanlarda çorabın kumaş özellikleri değiştirilmeli
  • Bacağı giyerken sıkmamalı giydikten sonra kademeli kompresyon sağlamalı
  • Fiatı uygun olmalı ( en iyi çorap bile 1 yıl dayandığına göre)
  • Ölçüleri standart olup kişiye verilirken ölçülerek verilmeli

 

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku

PRP Yöntemi İle Varis Ülseri Tedavisi

PRP yöntemi ile varis ülseri tedavisi uzman hekimimiz tarafından uzun yıllardan bu yana yapılmaktadır. PRP tekniği ile tedavi hakkında bilgi vermeden önce varis ve varis ülseri aşamalarını aktarmak istiyoruz. Bilindiği üzere bacaklarımızdaki toplardamarlarda aşağıdan yukarıya doğru bir kan akışı gerçekleşmektedir. Fakat toplardamarlardaki bu akışın sağlanmasındaki en önemli faktör ise kapakçıklardır.

Kapakçıkların belirli bir zamandan sonra bozulması ve görevini yerine getirememesi sonucunda kan akışı düzenli sağlanmaz ve damarlardaki kanın aşağı kaçışı engellenir. Kapakçıkların bozulması ve kan akışının düzenli sağlanamaması sonucunda toplardamarlarda basınca bağlı olarak tıkanma yaşanır ve varis dediğimiz vaka vuku bulur.

 

Varis Ülseri Nedir?

Varis vakasında tedaviye erken başlamak ülsere dönüşmesini engellemekte oldukça önemlidir. Varisin başlangıcından ülsere dönüşene kadar olan sürecine yazımızın devamında yer vereceğiz. Bu aşamalarda alacağınız tedbirlerin hayati önem taşıdığını kavramınızda fayda sağlayacağını belirtmek istiyoruz. İşte ülsere uzanan yolculukta varis belirtileri

  • Varisin ilk belirtisi alerjik bir reaksiyon olmamasına karşın bacaklarda meydana gelen kaşıntı hissidir. Varisin ilk belirtisi olan kaşıntı vakayı fark etmenizde yeterli değildir.
  • Uzun süre ayakta kaldığınızda ya da yürüyüş sonunda bacaklarınızda; yorgunluk, ağrı ve yanma hissi ile karşılaşıyorsanız varis iyiden iyiye kendini hissettiriyor demektir.
  • Bir sonraki aşamada varisli damarların gün yüzüne çıktığını ve estetik deformelere neden olduğu görülür.
  • Varis ülseri ise varisin artık son evresidir. Ayaklarda meydana gelen yaralar kanamalara neden olurken hasta hareket etmekte güçlük çeker.
  • Yeşil, kırmızı ya da kahverengi tonlarda diz altı ve bileklerde görülen varis yaraları akıntılara neden olur ki vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi şarttır.

Varis ülseri tedavisinde 20 yıllık deneyime sahip olan Op. Dr. Erkan Kara hasta kabullerini sürdürmektedir. Sağlık kurumları arasında kurumsal marka kimliğinden ödün vermeyen

Varis Ülseri Nasıl Tedavi Edilir?

Varis ülseri tedavisine başlamadan önce bu vakanın altında yatan sebep olan toplardamar hastalığı iyileştirilmelidir. Ülsere davetiye çıkaran damarlardaki tıkanıklık, darlık, kapak yetmezliği iyileşme sürecine girdiğinde varis ülseri tedavisinden %100 başarı sağlayabiliriz. Varis ülseri tedavisinde atar damarların kontrol edilmesi de önemlidir. Eğer hastada varis ülseri ile beraber atar damar hastalığı da bulunuyorsa tedavi süreci zorlaşır.

Bu nedenle bizler varis ülseri tedavisi için tarafımıza müracaat eden hastalarımıza atar damar nabız muayenesi yapar ve gerekli durumda doppler ultrason tetkiki ile detaylı bir değerlendirme yaparız. Toplardamar yetmezliğinde kullanılan köpük tedavisinin yanı sıra varis ülserinde PRP tekniğini kullanmaktayız. Yeni bir uygulama olan PRP (Platelet Rich Plasma) varis ülseri tedavisinde kısa sürede kesin sonuç almamızı sağlayan etkili bir yöntemdir.

  • Bu teknik estetik olarak yüz bölgesinde kullanılmakla beraber son dönemlerde venöz ülser tedavisinde başarılı sonuç almamızı sağlıyor.
  • Hastadan aldığımız 1 veya 2 tüplük kanın ülser içine enjekte edilmesi ile gerçekleşen teknikte yaralar iyileşmekte ve yeni cilt tabası oluşturulmaktadır.
  • PRP tekniğinin uygulama süresi olarak bizler 10 günlük periyotları uygun görüyoruz. Tedavi yapıldıktan sonra elastik bandaj ile kapanan yaralar yeni cilt tabakasının oluşması ile kusursuz görünüme kavuşulur.

Oldukça pratik ve modern bir teknik olan PRP tekniği ile ilgili aklınıza takılan soruları sormak için kliniğimize müracaat edebilirsiniz.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku

Hemanjiom (Damar Beni) Tedavisi

Hemanjiom (Damar Beni) tedavisi için kliniğimizde kullanan yöntemler çağımıza en uygun modern ve ameliyatsız yöntemlerdir. Hemanjiom yeni doğan bebeklerin karşılaştığı ve ebeveynlerin üzüntüyle karşıladığı trajik bir vakadır. Damar beni olarak da adlandırılan bu vaka görüldüğü yerlerde şarap lekesine benzer bir kırmızılık oluşturur. İleri vakalarda büyüme eğilimi gösteren hemanjiomlar genellikle ağrı yapmaz.

Fakat başta estetik olarak kötü bir görüntüye neden olan hemanjiomlardan kurtulmak için alanında uzman olan bir hekime başvurmalısınız. Hemanjiom konusunda tecrübeli doktor ve yardımcı personel kadrosuyla hizmet vermekteyiz. Hemanjiomların bir kısmı ilerleyen zamanlarda kendiliğinden geçebilmektedir. Fakat büyük bir çoğunluğu tıbbı müdahale ile kontrol altına alınabilen hemanjiom tedavisi 3 farklı metot ile gerçekleşir. Bunlar;

  • Lazerle Hemanjiom Tedavisi
  • Radyo Frekans İle Hemanjiom Tedavisi
  • Skleroterapi İle Hemanjiom Tedavisi

Olarak başlıklar altında sıralanabilir. Tedavi yöntemine karar verebilmemiz için öncelikli olarak hastayı muayene etmemiz gerekir. Vaka incelendikten ve hekimlerimiz kendi araların istişare yaptıktan sonra en uygun yöntem belirlenecek ve uygulanacaktır. Burada önemli olan tedavi göreceğiniz kliniğin en iyi tercih olduğundan emin olmaktır. Bu bağlamda Op. Dr. Erkan Kara 20 yıllık deneyime sahip doktorları ile bir telefon kadar yakınınızdadır.

Hemanjioma Hangi Bölüm Bakar?

Hemanjiom vakalarında bir genelleme yapacak olursak yeni doğan bebeklerde görülen bir hastalık olduğunu söyleyebiliriz. Hal böyle olunca bebeğindeki damar benlerini fark eden ailelerin hastanelerde başvuracakları bölüm olarak akıllarına Çocuk Hastalıklar Bölümü geliyor.

Fakat hemanjiom damar hastalıkları arasında yer aldığından tedavisi bu bölümde değil Kalp ve Damar Cerrahisine aittir. Kliniğimizi arayarak randevu talep ettiğinizde ekip arkadaşlarımız sizi Kalp Damar Cerrahisine yönlendirecektir. Şehir dışından gelen ya da tedavi öncesinde fiyat bilgisi almak isteyen hastalarımız iletişim sayfamızda yer alan irtibat numarasına WhatsApp üzerinden resim gönderebilir, aklına takılan tüm sorulara yanıt bulabilir.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku

Varis Tedavisi

Varis oluşumu, damar genişlemesi olarak bilinir. Damarların şişmesi ve kan toplaması olarak ifade edilir. Toplardamarlardaki kapakların iyi çalışmaması nedeniyle, kalıcı biçimde genişlemesidir. Kadınlarda daha fazla görülür. Çoğunlukla bacaklarda görünür.

Nedenleri?

Kalıtsal faktörler önemlidir. Ebeveynlerde varis bulunması, varisin görülme olasılığını artırır. Hastaların üçte ikisinde ailesel geçiş görülür. Gebelikte ve doğum kontrol hapı kullanımında daha sıktır. Hareketsizlik ve uzun süre ayakta durma varis oluşumunu artırır. Ofiste çalışanların arada kalkıp hareket etmeleri gerekir.

Kanın toplandığı bacakları rahatlatmak için günde en az 45 dakikalık yürüyüşler kan dolaşımı sağlayacak ve varis oluşumunu önleyecektir.  Uzun süren yolculuklar, ayaklarda şişlik ve ağrıya; sonrasında varis oluşmasına neden olur. Sıcak varislerin düşmanıdır. Aşırı sıcak suyla banyo, sauna, hamam kullanımından  kaçınmak gerekir. Sıcağın aksine soğuk varisli damarları daraltır, rahatlatır, şişlikleri, ağrıları hafifletir.

Soğuk suyla masaj yapabilirsiniz. Nedenlerden birisi de aşırı kilodur.  Vücudun taşıyabileceğinden fazla kiloda olmak damar içi basıncı artırır. Fazla kilolardan kurtulmak varis oluşmasını engelleyecektir. Uzun topuklu ve sert tabanlı ayakkabı kan dolaşımına engel olacaktır; bu da varis riskini artırır.

Varis Tipleri

Genellikle 3 tip olarak gruplandırılır.

Büyük varisler:

Büyük varisler: 4-15 mm arasındadır, deri üzerinde direk çıkıntı yaparlar.

Orta boy varisler:

Orta boy varisler: 2-4 mm arasındadır, deri üzerinde hafif çıkıntı yaparlar.

Kılcal varisler:

Kılcal varisler: 1-2 mm’den küçük kırmızı ve mor renklidir, çıkıntı yapmazlar.

Varis Tanısı

Varis gözle görülür derecede belli olan bir hastalıktır. Ancak doktor, muayene sonrası ayrıntılı teşhis için ultrason isteyebilir veya kendisi yapabilir.

Varisli Hasta

Öncelikle bu işi sabırlı bir şekilde tedavi edecek doktorunu bulmalıdır. Sabırlı dememizdeki amaç varis tam anlamıyla tedavi edilebilmesi için tedaviyi yapan kalp ve damar cerrahi uzmanınıntecrübeli ve iyi düzeyde doppler ultrasonografisi bilmelidir. Sadece görüntüye yönelik tedavilerde hastalarda ciddi şikayetler oluşmaktadır ve varis hastalığının tedavisi mümkün olmadığı hatta tekrarlayan bir hastalık olduğu düşüncesi oluşmaktadır. Varis hastalığının tedavisinin olmadığına ve tedaviyi yapan doktorada güven azalması olacaktır. Bu nedenle bu tedaviyi üstlenen doktorun her türlü varisi olan hastalara öncelikle renkli doppler ultrasonografisi yapmalıdır. Bazen örümceksi bir varis bir iç varis (femorosafenal yetmezlik) sonucu veya bir köprü damar (perforanven yetmezliği) sonucu çıkabilmektedir. Bunu ancak doppler ultrasonografi ile tespit edilip asıl sebebe yönelik tedavi yapılmalıdır.

Bu sebepten tedaviyi üstlenen kalp damar cerrahi uzmanı radyolog tarafından yapılan ultrasonografi ile bile tatmin olmamalıdır. Malum günümüzde devlet hastanesi ve özel hastanelerdeki yoğunluklardan dolayı radyoloji hekiminin gözünden kaçacak bir köprü damar yetmezliği bile tedavi seyrini olumsuz etkileyecektir. Kliniğimizde en son teknoloji ameliyatsız her türlü varis tedavileri yapılırken son teknoloji renkli doppler ultrasonografi cihazımızla her gelen hastama ayrıntılı dopplerultasonografi yapılıp tedaviye başlanmaktadır. Tedavilerimizde kılcal ve retiküler varisler haricinde diğer varisler ultrason eşliğinde görerek yapılmakta ve yetmezlik olmayan damarlar korunmaktadır.

Varis Tedavisi Yöntemleri

İlk adım genellikle varis çorabı olmaktadır. Varis çorabı, genişleyen damarların desteklenmesini sağlar. Bu sayede ağrılarınız azalacaktır.

  • Bacaklarınızı yukarı kaldırmanız da, toplardamarlarınızda biriken kanın yayılmasını sağlayacaktır.
  • Skleroterapi: Genişlemiş olan damarların içine kimyasal bir maddenin enjekte edilmesiyle yapılmaktadır. Bu tedavi yöntemi, varisler üzerinde oldukça etkili bir yöntemdir. Kılcal, orta ve hatta büyük varislere uygulanmaktadır.
  • Laser ve radyofrekans ile endovaskülar ablasyon: Orta ve büyük damarların tedavisinde daha çok kullanılır.  Radyofrekans ve laser damar duvar yapısını tahriş eder ve varisli damar duvarının yapışması sağlanır. Özellikle iç varislerin  tedavisinde etkindir.

Laser ve rayofrekans cilt uygulaması: Ciltteki kılcal varislerin, bu uygulamalar ile silinmesi mümkündür.

Varis Operasyonu: Bu yöntemde, varis oluşturan toplardamarlar ameliyatla çıkarılmaktadır.

Kliniğimizde muayeneler ücretsiz olup iletişim numaralarımızdan bize ulaşıp varislerinizden nasıl kurtulacağınız hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

Randevu ve İletişim Numaraları

Tel: 0 (232) 504 00 00
Cep ve Whatsapp: 0 (533) 963 54 45

Devamını Oku
     Formu Doldurun, Sizi Arayalım

   Op. Dr. Erkan Kara



close-link
Hemen Ara
Yol Tarifi